Proje Hakkında

Konum : Samsun

Alan : 63 m²

Paylaş

Bir yaşam alanı tasarlarken, aslında yalnızca mobilyaları bir araya getirmiyor; malzemelerin, dokuların ve
ışığın birbirleriyle kurduğu kusursuz dengeyi kurguluyoruz. Bu projede çıkış noktamız, modern mimarinin yalın
çizgilerini sıcak ve zamansız bir atmosferle buluşturmaktı. Ortaya çıkan mekan ise; doğal taşın heykelsi
etkisini, koyu ahşabın sofistike derinliğini ve tasarım objelerinin güçlü karakterini aynı kompozisyonda
buluşturan rafine bir yaşam alanına dönüştü.

Mekana adım attığınız anda ilk hissedilen detay, zemindeki koyu tonlu doğal ahşap döşemelerin yarattığı güçlü atmosfer oluyor. Bu derin ton, duvarlarda tercih edilen açık krem renkli italyan sıva dokusuyla dengelenerek mekana sakin ama lüks bir karakter kazandırıyor. Gün ışığını yumuşak şekilde yansıtan bu sıva yüzeyleri, alanın tümünde huzurlu ve galeri hissi veren bir bütünlük oluşturuyor.

Yaşam alanının merkezinde konumlanan lineer şömine ise mekanın en güçlü mimari detaylarından biri. Şömine, yalnızca bir ısı kaynağı değil; aynı zamanda mekanın tüm materyal dilini tamamlayan heykelsi bir odak noktası. Ateşin sıcak yansımaları, çevresindeki doğal taş dokularla birleşerek özellikle akşam saatlerinde son derece davetkar bir ambiyans yaratıyor.

Yaşam alanının merkezinde konumlanan Ruwa orta sehpa, doğal traverten yüzeyi ve yumuşatılmış organik köşe geçişleriyle mekanın en heykelsi objelerinden biri haline geliyor. Aynı tasarım dili, yemek bölümünde kullanılan Enne Markasına ait,Luca Erba tasarımı Ruwa yemek masasında da devam ediyor. Masanın monolitik traverten formu, doğal taşın zamansız gücünü modern çizgilerle yeniden yorumluyor. Yüzeydeki doğal damar geçişleri ve masanın tek parça hissi veren formu, mekana adeta özel üretim bir sanat objesi etkisi katıyor.

Ruwa masasını çevreleyen Petra sandalyeler ise Maurizio Manzoni’nin konfor ve zarafeti bir araya getiren tasarım yaklaşımını kusursuz şekilde yansıtıyor. Krem tonlu döşemeleri, yumuşak kavisli sırt yapıları ve minimal metal ayak detayları sayesinde masanın güçlü traverten karakterini dengelerken, uzun oturumlar için üst düzey bir konfor sunuyor. Petra, bu mekanda yalnızca bir sandalye değil; modern yaşam ritüelinin rafine bir tamamlayıcısı olarak konumlanıyor.

Oturma alanında kullanılan Oasis koltuk, derin oturum yapısı ve güçlü form diliyle mekanın konfor merkezini oluşturuyor. Bordo tonlarındaki zengin dokusu, mekanın doğal taş ve ahşap paleti içerisinde sofistike bir vurgu etkisi yaratıyor. Koltuğun merkezinde konumlanan mermer detaylı sehpa ise Maurizio Manzoni’nin tasarım yaklaşımını güçlü biçimde hissettiriyor. Bu ince detay, yalnızca işlevsel bir yüzey değil; koltuğun mimari karakterini tamamlayan zarif bir tasarım dokunuşu haline geliyor.

Oturma grubunu tamamlayan Suspence Club berjer, yine Maurizio Manzoni imzası taşıyor. Yumuşak krem deri yüzeyi, bronz metal taşıyıcı formu ve akışkan çizgileri sayesinde mekandaki modern lüks anlayışını daha da güçlü hale getiriyor. Berjerin ince metal konstrüksiyonu hafiflik hissi yaratırken, geniş oturum yapısı konforu ön plana çıkarıyor. Özellikle şömine karşısında konumlanan bu parça, mekanın en sakin ama en karakterli köşesini oluşturuyor.

Tüm bu materyal katmanları; doğal ışığın kontrollü kullanımı, yumuşak gölgeler ve mimari aydınlatmalarla tamamlanıyor. Gün boyunca değişen ışık, traverten yüzeylerin damarlarını, italyan sıvanın doğal hareketlerini ve ahşabın sıcak dokusunu farklı biçimlerde ortaya çıkarıyor. Sonuç olarak bu proje, modern mimarinin sade çizgilerini; doğal taşın güçlü karakteri, Manzoni’nin zamansız tasarım dili ve kusursuz materyal dengesiyle bir araya getiren sofistike bir yaşam deneyimine dönüşüyor.

    Regmo’nun dünyasına adım atın

    Hayallerinizin biçim bulduğu özgün tasarım dünyasına hoş geldiniz. Regmo olarak bu ilham verici yolculuğa sizinle çıkmak ve projenizi gerçeğe dönüştürmek için sabırsızlanıyoruz.