Proje Hakkında

Konum : İstanbul

Alan : 52 m²

Paylaş

İstanbul Ömerli’de konumlanan bu villa projesi, iç mimar Betül Keskin’in malzeme, ışık ve form arasındaki
ilişkiyi ön planda tuttuğu güçlü bir yaşam kurgusunu yansıtıyor. Koyu tonlu ahşap yüzeyler, doğal taş dokuları
ve dekoratif yüzey uygulamaları projeye sofistike bir karakter kazandırırken, mekân boyunca devam eden katmanlı
aydınlatma dili tüm alanlarda bütüncül bir atmosfer oluşturuyor.

Yaşam alanına girildiğinde ilk dikkat çeken unsur, duvarlarda kullanılan doğal ahşap kaplama ve lake yüzeylerin
yarattığı derinlik hissi oluyor. Tüm duvar kaplamalarının üst kotlarında devam eden gizli tepe aydınlatmaları,
tavan yüksekliğini daha etkili hissettirirken mimari çizgileri de öne çıkarıyor. Aynı yaklaşım TV ünitesi ve
kitaplık nişlerinde de devam ediyor. Ahşap yüzeyler üzerine uygulanan dekoratif boya, yüzeylere derinlik
kazandırırken ışıkla kurduğu ilişki sayesinde mekâna çağdaş ve rafine bir karakter katıyor.

Salonun merkezinde yer alan Enne koleksiyonuna ait Arcus köşe koltuk, yaşam alanının karakterini belirleyen en güçlü parçalar arasında yer alıyor. Maurizio Manzoni tarafından tasarlanan Arcus, neotenik tasarım anlayışını yansıtan yumuşak, bombeli ve heykelsi formuyla dikkat çekiyor. Modüler yapısı sayesinde farklı yaşam senaryolarına uyum sağlayabilen tasarım, alçak profili ve davetkâr oturum diliyle günümüz yaşam alışkanlıklarına modern bir yorum getiriyor. Hakiki deri bordo döşemesi, doğal ahşap yüzeyler ve Rosa Levanto mermer detaylarla birleşerek mekânın güçlü ve rafine atmosferini tamamlıyor.

Koltuğun önünde konumlanan yine Enne koleksiyonuna ait Rita orta sehpalar, yaşam alanının zarif tamamlayıcıları olarak öne çıkıyor. Maurizio Manzoni imzasını taşıyan bu sehpa grubu, farklı yüksekliklerde tasarlanan kompozisyonuyla mekâna katmanlı bir görünüm kazandırıyor. Mermer ayaklar üzerine oturan ahşap tablalar, projede kullanılan doğal malzeme dilini desteklerken ahşabın sıcaklığı ile mermerin zamansız karakteri arasında dengeli bir ilişki kuruyor. İnce işçiliği ve rafine detaylarıyla Rita, yalnızca işlevsel bir sehpa değil, yaşam alanının estetik bütünlüğünü güçlendiren heykelsi bir tasarım öğesine dönüşüyor.

TV ünitesinin yanında yer alan Enne koleksiyonuna ait Vega berjer, Maurizio Manzoni’nin yalın ve zarif tasarım dilini yansıtarak oturma alanına güçlü bir denge kazandırıyor. Ünitenin üzerinde konumlanan Christophe Pillet tasarımı Ophelia aydınlatma ise dekoratif boya ile vurgulanan yüzeylerde oluşturduğu ışık oyunları sayesinde kompozisonun çağdaş karakterini güçlendiriyor.

Mekânın malzeme dilinde önemli bir yer tutan Rosa Levanto mermeri, projenin farklı noktalarında kendini gösteriyor. Giriş alanında, şömine çevresinde ve özel tasarım mobilya detaylarında kullanılan bu güçlü taş, koyu ahşap yüzeylerle birlikte etkileyici bir kontrast oluşturuyor. Derin damarları ve doğal dokusuyla Rosa Levanto, projeye zamansız bir değer katarken genel renk paletinin de belirleyici unsurlarından biri haline geliyor.

Yaşam alanının devamında yer alan yemek bölümü, heykelsi formların ön plana çıktığı güçlü bir kompozisyona sahip. Enne koleksiyonunda yer alan Maurizio Manzoni tasarımı Dolmen yemek masası, etkileyici kütlesi ve mimari duruşuyla alanın merkezine yerleşiyor. Masayı çevreleyen Tavolo sandalyeler ise yumuşak geometrileri, dengeli oranları ve konforlu oturumlarıyla bu güçlü yapıyı tamamlıyor. Duvarlarda kullanılan sanat eserleri, dekoratif aydınlatmalar ve dekoratif boya ile zenginleştirilen yüzeyler, yemek alanına adeta bir galeri atmosferi kazandırıyor.

Pencere önünde oluşturulan oturma köşesi ise projenin daha sakin ve kişisel yüzünü ortaya çıkarıyor. Enne koleksiyonuna ait Maurizio Manzoni tasarımı Moho berjer, organik formu ve davetkâr oturumuyla gün ışığından en iyi şekilde yararlanan bu noktada konumlanıyor. Berjerin yanında yer alan Christophe Pillet tasarımı Ilia yan sehpa, renkli cam katmanlarından oluşan özgün yapısıyla küçük bir sanat objesi gibi mekâna eşlik ediyor. Gün boyunca değişen doğal ışık, sehpanın cam yüzeylerinde farklı yansımalar oluşturarak bu köşeye dinamik bir karakter kazandırıyor.

Giriş holünde konumlanan Ross dresuar ise Luca Erba’nın tasarım anlayışını yansıtan en dikkat çekici parçalardan biri. Mermer, metal ve ahşabı aynı form içerisinde buluşturan tasarım; organik çizgileri ve güçlü malzeme birlikteliği sayesinde giriş alanını sıradan bir geçiş mekânı olmaktan çıkarıp etkileyici bir karşılama sahnesine dönüştürüyor.

İç mimar Betül Keskin’in bu projede ortaya koyduğu yaklaşım, yalnızca seçilen mobilyalarla değil; malzeme geçişleri, ışığın kullanımı ve mimari detayların birbiriyle kurduğu ilişkiyle de kendini gösteriyor. Enne’den seçilen tasarım parçaları, doğal malzemeler ve özenle kurgulanan aydınlatma senaryolarıyla bir araya gelerek çağdaş lüksü sakin, zamansız ve güçlü bir dille yorumlayan bütüncül bir yaşam deneyimi oluşturuyor.

    Regmo’nun dünyasına adım atın

    Hayallerinizin biçim bulduğu özgün tasarım dünyasına hoş geldiniz. Regmo olarak bu ilham verici yolculuğa sizinle çıkmak ve projenizi gerçeğe dönüştürmek için sabırsızlanıyoruz.